92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Kötümserlik
1. İnsanlara yakışan, bu karamsarlığa boyun eğmek değil dünyanın tazeliğine gönlünü açık tutmaktır.
1. İnsanlara yakışan, bu karamsarlığa boyun eğmek değil dünyanın tazeliğine gönlünü açık tutmaktır.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)
2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık
3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Koyunlarda görülen bir hastalık türü
Karamürsel sepeti
1. isim , isim , isim , isim , Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : kara'mürsel
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Önemsiz kimse veya şey
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni
1. Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?
1. Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?
Lisan : İtalyanca paramusselli
karanfil yağı, su karanfili
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)
2. Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus)
3. Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu
1. Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum.
1. Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum.
Lisan : Arapça ḳaranful
1. isim , isim , isim , isim , Karanfilin tomurcuklarından elde edilen uçucu yağ
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , İki çeneklilerden, örnek bitkisi karanfil olan, çöven, karamuk vb. cinsleri içine alan bir familya
1. koyu karanlık içinde kalmak
2. büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak
1. Türkiye'nin güneşi battı, karanlığa gömüldük.
1. Türkiye'nin güneşi battı, karanlığa gömüldük.
1. karanlıkta görmeye çalışmak, aydınlığa çıkmak için çaba harcamak
1. Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu.
1. Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak için çabalamak
karanlık nokta, karanlık oda, alaca karanlık, yarı karanlık, zifirî karanlık, akşam karanlığı, ay karanlığı
1. isim , isim , isim , isim , Işık olmama durumu
1. Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu.
1. Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu.
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Işıksız
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Üzüntü, sıkıntı, perişanlık
1. Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı.
1. Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı.
4. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Yasalara, töreye uygun olmayan
1. Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar.
1. Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar.
5. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum)
1. Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey.
1. Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey.
6. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Karışık
1. hava kararmak
1. Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.
1. Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.
2. Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.
2. Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.
1. ortalık birdenbire kararmak
1. Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti.
1. Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti.
1. isim , isim , isim , isim , Bilinmeyen, gizli, şüpheli konu
1. İki üç günlük mesaiyle bir sürü karanlık noktayı çözümledin.
1. İki üç günlük mesaiyle bir sürü karanlık noktayı çözümledin.